BUGÜN HEM... HEM DE...

Bugün kendimden vazgeçtim tüm benliğimle. Gökleri seyrettim dağların ardına kadar.

Ve gecenin karanlığında ay ışığına dönüp, kendi kendime hiç bir şey gizli kalmayacak mı diye mırıldandım. Oysaki her şey dönüyordu etrafımda, aklımın her köşesinde binlerce kelime, nereye kadar diye sesleniyordu.

Gecenin rengi koyulaşıyordu.

ARAŞTIRMACI – TARİHÇİ KİŞİ NICOLAS SARKOZY


Sarkozy'den 'soykırım'la ilgili ilk açıklama: Türkiye'nin Fransa'nın inancına saygı göstermesini istedi.

Prag'da Fransız basın mensuplarına yaptığı açıklamada, "Türk dostlarımızın inançlarına saygılıyım, büyük bir ülke, büyük bir uygarlık, bizim inançlarımıza saygı göstermeliler" 
 "Fransa kimseye ders vermiyor, ama Fransa ders almak da istemiyor. Fransa egemen şekilde siyasetini belirliyor"

GİRDAP-DEMOKRASİ

İlk söz: Olguların ve olayların karıştığı an.

Gözlemliyorum.

Güzide ve paha biçilmez ülkemin insanları, bir garip hal ve tavırlar içinde. Tamamı olmasa da geneli özgürlük/hürriyet gibi kavramları diline dolamış durumda, bu kavramın günümüzdeki AÇILIMI; bağımsız hayalî bir Türkiye.

İstisnasız her ideolojik fraksiyonun kendi açısından bir kurtuluş reçetesi var. Zaman ilerledikçe fikri parçalama (kimine göre zenginlik) artmakta.

Her düşünce "Bağımsız hayalî bir Türkiye" ye giden yolun, kendi salt dinamikleriyle sağlanacağını savunmakta. Velhasıl faşist girdap, en hümanist-liberali / sosyalist-komünisti / inançlı dindarı/ ulusalcı- milliyetçi/ agnostik- ateisti ve ilerici çağdaş sosyal demokratı içine çekmekte.

Son söz: Hem mazlumu oynamakta hem de zalimi.
(14 Ekim 2009 02:04)


80 Kalibre - Zamanı Geldi ile 80Kalibre

NEFES ALMAK ÜZERE...

Her uyanış esnasında /gözlerimi açtığım zaman/ küçük bir ölümden kalkmış oluyorum, önce bir iki dakika nerdeyim diye kendimi yokluyorum. Yavaşça doğruluyor ve bir zibidi gibi yanağımı sıkıyorum, hadi bakalım bugünde yırttın.

Kendime, şimdi güzel bir kahvaltıyı hak ettin demeden edemiyorum. Yavaş, yavaş adımlar ile ilerliyorum yatağımdan odanın herhangi bir köşesine, her seferinde bu huyuma pek bir anlam veremiyorum, sonra kendimi bir cam kenarında buluyorum, dışarıyı olabildiğince birkaç dakika seyrediyorum. Tanıdıklar geçiyor, Adamlar geçiyor; hepsi de işlerine yetişme derdinde, çocuklar geçiyor; hepside okullarına yetişme derdinde, kadınlar geçiyor; hepsi de sabah yürüyüşü derdindeler. Herkes bir koşuşturma derdinde, peki benim derdim ne ki cam köşelerinde hepsini seyrediyorum.

Sonra kendimi tekrardan yatağımda buluyorum, bir gün ne çabuk geçmiş, yeniden kalkmak /nefes almak üzere uykuya /kısa ölüme/ dalıyorum...

(04 Ocak 2008)

SEN YAKLAŞTIKÇA SANA YAKLAŞILIR



Sevgili İnsan,

İnsan kendini çoğu kez dışarıdan göremez. Kendini dışarıdan göremediği gibi mevcut halini ve tavırlarını idrak da edemez. Çoğu kez sert ihtarlarla ikaz edilir ama nefsi, o ikazları  kişiye önemsettirmez ve alaya aldırır. Bu şekilde devam eden hal ve tavır, basitliği beraberinde getirir.

FISILTILAR


-Fısıltılar- dönüyor gecenin karanlığında, radyonun sesinde, kültablosundaki yanmış izmaritlerde ve parça parça olmuş kağıtlarda...

Fısıltılar var bu gece, bu masanın çevresinde.

01:19 P.tesi / 09 ağustos 2010.

O' AN


Köşe başında ağlamaklı küçük bir çocuk; kelimeleri çiğnemeden konuşanları, kararmış gözlerle bakıp çatallı dillerini çıkaranları, sinekler gibi savrulanları gördü...
Kelimelerini çiğnemeden yutuyordu ve kusuyordu, salyalarını akıtıyor ve sinekler gibi savruluyordu.
Kelimelerin benliklere işlediği an'larda inancını kaybediyordu. Oysaki küçük çocuk; bir dağ parçasının arkasından gelen sisli ışık süzmesine bakıyordu.
Uyandığında...
Odasının penceresine yöneldi ve pencereyi açtı. Güneşe baktı öylece sonra yollarda savrulan insanlara
Ve anladı ki...
Güneş ayırt etmeden hepsini ısıtıyordu.
02.29
20 Ekim 2008 - P.tesi.

GARİP BİR HAL


Neredeyse iki yıl oldu o tarafa geçmeyeli. Evet, bazen geceleri düşünüyorum geçmişi. Ve diyorum ki; geçmişi özledim, çoğu insan geleceği beklerken ben senin gibi geçmişimi özlüyorum.

(03 Ağustos 2011, 23:46)

UZAKLAŞMAK LAZIM


Geceyi, gündüzün yırtmasını bekleyen, umarsız ve hayalsiz adamın gölgesinden uzaklaşmak lazım.

Toprağın kukusundan mahrum, tembel ve aç gözlü kadının nefesinden uzaklaşmak lazım.

Sokaklar da koşmayan bencil ve öfkeli çocuğun düşüncelerinden uzaklaşmak lazım.

Gölgelerin sardığı, sineklerin konduğu, duvarları yıkmak lazım.

04:39 - 13 Ağustos 2010

ShareThis

  © Mutfak Zili by mutfakzili.blogspot.com 2009

Back to TOP