Her uyanış esnasında /gözlerimi açtığım zaman/ küçük bir ölümden kalkmış oluyorum, önce bir iki dakika nerdeyim diye kendimi yokluyorum. Yavaşça doğruluyor ve bir zibidi gibi yanağımı sıkıyorum, hadi bakalım bugünde yırttın.
Kendime, şimdi güzel bir kahvaltıyı hak ettin demeden edemiyorum. Yavaş, yavaş adımlar ile ilerliyorum yatağımdan odanın herhangi bir köşesine, her seferinde bu huyuma pek bir anlam veremiyorum, sonra kendimi bir cam kenarında buluyorum, dışarıyı olabildiğince birkaç dakika seyrediyorum. Tanıdıklar geçiyor, Adamlar geçiyor; hepsi de işlerine yetişme derdinde, çocuklar geçiyor; hepside okullarına yetişme derdinde, kadınlar geçiyor; hepsi de sabah yürüyüşü derdindeler. Herkes bir koşuşturma derdinde, peki benim derdim ne ki cam köşelerinde hepsini seyrediyorum.
Sonra kendimi tekrardan yatağımda buluyorum, bir gün ne çabuk geçmiş, yeniden kalkmak /nefes almak üzere uykuya /kısa ölüme/ dalıyorum...
(04 Ocak 2008)
Kendime, şimdi güzel bir kahvaltıyı hak ettin demeden edemiyorum. Yavaş, yavaş adımlar ile ilerliyorum yatağımdan odanın herhangi bir köşesine, her seferinde bu huyuma pek bir anlam veremiyorum, sonra kendimi bir cam kenarında buluyorum, dışarıyı olabildiğince birkaç dakika seyrediyorum. Tanıdıklar geçiyor, Adamlar geçiyor; hepsi de işlerine yetişme derdinde, çocuklar geçiyor; hepside okullarına yetişme derdinde, kadınlar geçiyor; hepsi de sabah yürüyüşü derdindeler. Herkes bir koşuşturma derdinde, peki benim derdim ne ki cam köşelerinde hepsini seyrediyorum.
Sonra kendimi tekrardan yatağımda buluyorum, bir gün ne çabuk geçmiş, yeniden kalkmak /nefes almak üzere uykuya /kısa ölüme/ dalıyorum...
(04 Ocak 2008)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
UNUTMAYIN ÖFKE BİR YÜKTÜR.